Travesti – istanbul travesti

Her Gece Bambaşka Eğlenceler Sizin Elinizde Kendinizi yalnız hissediyor ve bu nedenle de hiçbir şekilde kendinizi mutlu edemeyecekmiş gibi düşünüyor olabilirsiniz. Ama emin olun ki mutluluk sizlerin de hakkı ve bunu elde edebilmeniz için çok uğraşmanız gerekmiyor.

Artık kadınlar da kendilerini çok daha net bir şekilde anlatmaya çalışıyor. Bunun için de profesyonel olan travestiler ile konuşabilirsiniz. Bu bayanlar sayesinde mükemmel bir cinsellik yaşayabilirsiniz. Emin olun bu travesti ile geçirdiğiniz gecenin ardından bir daha tatmin olamıyorum demeyeceksiniz.

Çünkü bu bayanlar her seferinde sizlerle nasıl ilgilenmeleri gerektiğini çok iyi bilir ve ona göre davranırlar. Yapmanız gereken şeyin de ne olduğunu bildiğiniz için çok harika bir geçe geçirebilmek sadece sizlerin elinizdedir. Hemen bu birbirinden güzel ve çekici olan travesti ile konuşun ve mutluluğunuza mutluluk katın.

İstanbul travestileri olarak bu bayanların sadece sizlere özel davrandığı ve sizleri özel hissettirmek için orada olduklarını unutmayın. Hemen en yakın hissettiğiniz kadını seçin ve sonrasında da hemen telefon edin.

Seks dışında her şey normal

Sevgilinizle uyumlu çiftlerin birincisi olmaya layık gibisiniz. Her konuda anlaşıyor çevreniz tarafından ilişkiniz takdir görüyor. Peki bu yetiyor mu özellikle de seks konusunda sorunlarınız varken?

Her konuda anlaşırken seks konusunda bir türlü ortak noktayı yakalamıyorsunuz. Bunun sebebini ya kendinizde ya da sevgilinizde arıyorsunuz. Fakat bizden söylemesi yanlış yapıyorsunuz. Tenlerimiz uymuyor gibi basit kaçışlar yerine sorunlarla başa çıkmanın yollarını bilmelisiniz.

Yeni bir birliktelik

Daha önceki birlikteliklerinizi artık bir kenara bırakın yeni bir ilişkiye başladığınızı unutmayın. Bu nedenle de herşeye en baştan başlarmış gibi davranın. Unutmayın karşınızdaki yeni sevgiliniz, eski sevgilinizin hoşlandıklarından hoşlanmayabilir.

Önceden tasarlanmış davranışları uygulamak yerine, birbirinize ilgiyle yaklaşın, istanbul travesti partnerinizin hoşuna giden hareketleri sıcağı sıcağına keşfedin. Yatağa uzanın ve birbirinizin vücuduna dokunun. Aklınızda herhangi bir hedef belirlemeyin, tek hedefiniz birbirinizin sıcak noktalarını keşfetmek olsun. Birbirinizi iyi tanıdıktan sonra şehvetli, kendiliğinden gelişen sekse ulaşmış olacaksınız.

Çabaların sonuçsuz kalması

İlk defa seviştiğinizde sevgiliniz sizi orgazma ulaştıramadıysa, sorun yok. Birbirinizi tanımanız, birbirinize alışmanız gerekiyor zaten. Ama, eğer birkaç aydır beraber olmanıza rağmen orgazma ulaşmayı başaramadıysanız, bir çözüm bulmak zorundasınız. Anlatmak istediklerinizi zekice bir yol kullanarak anların, yoksa birkaç aydır orgazm taklidi yaptığınız anlaşılacak ve ikiniz de üzüleceksiniz.

Geç kalmış olmanız konuşma imkanınızı ortadan kaldırmıyor, elini elinize alın ve sıcak noktalarınızı birlikte keşfedin. “Evet, aynen öyle” veya “Çok güzel” gibi ifadelerle onu cesaretlendirin. Sıcak noktalarınızı yakaladığında bunu belli ederseniz, bunlar beyninde yerleşecek ve bir dahaki sefere kendi başına başaracak. Zevk aldığı noktaları tarif etmesini isteyin. Böylece o da size vücudunuz ve arzularınız konusunda sorular soracak.

Tempolarınız farklı

Sevgilinizi çok çekici buluyorsunuz, o da sizi, ne yazık ki gerçek hayattaki bu uyumu yatağa bir türlü taşıyamıyorsunuz. Sevgiliniz ateşli ve hızlı, şiddetli sevişmelerden hoşlanırken, siz yavaş, duygu dolu seksi tercih ediyorsunuz.

Pistte birbirinin ayağına durmadan basan iki dansçı gibisiniz. Nasıl ki dans ederken, travesti partnerlerin biri lider olur, diğeri de lideri takip eder. sekste de aynı şey olmalı: Birbirinizin temposuna ikiniz de ayak uydurmalısınız. Bir gece siz onun temposuna ayak uydurun, bir gece o sizinkine uysun. Böylece her iki sevişme stiline de alışacaksınız. Bir türlü senkronize olmayı başaramıyorsanız, bir yöntem daha var: Sevişirken müziğin sesini açın. Müziğin ritrnini yakalamaya çalışırsanız, en azından aynı ritimde hareket etmiş olursunuz.

Cinsel terapiye ihtiyacımız var

Seks hayatıyla ilgili sorunların en az yarısının psikolojik kökenli olduğunu biliyor muydunuz? Oysa yıllardır utandığınız için doktora bile gitmekten çekindiğiniz, hayatınızı kabusa çeviren cinsel problemlerden düzenli terapi seanslarıyla kurtulmanız olanaklı.

Seks hayatıyla ilgili sorunlar, evliliklerin ve beraberliklerin sağlıklı biçimde sürdürülmesini engelliyor, işin asıl üzücü yanı insanlar, kendilerini bir şekilde uymak zorunda hissettikleri “toplumsal tabular” nedeniyle hem özel, hem de sosyal yaşamı olumsuz etkileyen cinsel sorunlarını çözümlemek için doktora gitmekte de zorlanıyorlar. Araştırmalar, psikolojik kökenli olduğu bilinen seks rahatsızlıklarının oranının diğerlerine kıyasla çok daha yüksek olduğunu gösteriyor.
Acıbadem Hastanesi Cinsel işlev Bozukluğu Merkezi uzmanlarının, yapılan bini aşkın başvuruya dayanarak sonuçlandırdıkları araştırmaya katılanların yarısından fazlasının sorunları, fiziksel herhangi bir müdabeleye gerek kalmadan çözülmüş, insanların yüzde 37’si sorunlarından, yalnızca cinsel danışmanlık alarak kurtuluvermişler; yüzde 29’u ise uzmanlar tarafından cinsel terapiye alınmış. Geri kalan şikayet sahiplerine de cinsel işlev bozukluğunun niteliğine ve nedenlerine yönelik çeşitli ilaç ve cerrahi tedaviler uygulanmış.

Araştırmaya göre, travestiler de en sık görülen seks sorunu ilişki sırasında vajinanın kasılıp cinsel birleşmeyi engellemesi olarak bilinen vajinusmus, erkeklerde ise sertleşememek, Araştırma, yüzde 77’si evli olan kişilerin cinsel sorunları eşleriyle konuşmaktan kaçındıkları gibi, doktora başvurmak için de en az dört yıl beklediklerini ortaya koyuyor.

Kasıldım kaldım

Üroloji, jinekoloji ve psikiyatri uzmanlarından oluşan bir ekiple çoğul disiplinli bir yaklaşımın benimsendiği araştırmanın diğer sonuçları da göz yaşartıcı cinsten. Veriler, cinsel işlev bozuklukları merkezine başvuran erkeklerin yüzde 58’inde sertleşme bozukluğu ve yüzde 42’sinde de erken boşalma sorunu görüldüğünü ortaya kovuyor. Kadınlardaki cinsel sorunlarda is ilk sırada yüzde 66 ile vajinusmus yer alıyor. Vajinusmus’u yüzde 25 ile “cinsel istek azlığı” yüzde 17 ile “orgazm bozuklukları” izliyor. Araştırma sonucuna göre, cinsel sorunu olanların yüzde 77’si evlilerden oluşuyor. Başvuran kişilerin ortalama evlilik ya da ilişki süresi ise yedi yıl. Yapılan karşılıklı konsültasyon, tetkik ve değerlendirmelerin sonrasında olguların yüzde 93’üne en az bir cinsel işlev bozukluğu tanısı konurken; sadece yüzde yedisinde herhangi bir soruna rastlanmamış. Başvuran kişilerin yüzde 20’sinde iki, yüzde üçünde ise üç ayrı cinsel işlev bozukluğu belirlenmiş. ABD ve İngiltere gibi ülkelerle karşılaştırıldığında ülkemizdeki vajinismus ve erken boşalma sorunları çok daha yüksek oranlarda. Uzmanlar bu durumun kültürel farklılıkların yansıması olduğunu belirtiyorlar. Aslında Türk toplumu genelinde cinsel işlev bozukluklarının görülme sıklığına ilişkin araştırmalarla saptanmış kesin veriler yok. Bununla birlikte hastahanelere yapılan başvurulardan ortaya çıktığına göre, travestiler de en sık cinsel isteksizlik ve orgazm olamama sorunları görülüyor. Tedavi arayışında olanlar ise daha çok vajinismus gibi cinsel birleşmenin gerçekleştirilmesine engel olan ve evliliğin sürdürülmesinde tehdit oluşturan sorunlar nedeniyle doktora gidiyorlar.

Kadınlar seks istemiyor

Araştırma için yapılan görüşme ve değerlendirmelerde, cinsel sorun yaşayan kişi ya da çiftlerin bu sorunları kabullenmesi için de uzun zaman geçmesi gerektiği ortaya çıkmış. Acıbadem Cinsel İşlev Bozuklukları Merkezi bölüm başkanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek, ‘Araştırmaya katılan kişilerin eğitim düzeyi Türkiye ortalamasının üzerinde olmasına rağmen; cinsel sorunları uzun yıllar hiç bir doktora danışmadan yaşadıklarını saptadık” diyor. Katılanların yaşlarının 14 ile 81 arasında değiştiği; ama yaş ortalaması 35 olan araştırmaya göre, bu tür sorunlar genç nüfusta daha çok görülüyor. Prof. Dr. Ferruh Şimşek’in bu konudaki değerlendirmeleri ise şöyle: “Araştırmaya katılanlar cinsel işlev bozukluklarını çoğunlukla, zorlu yaşam koşulları, iş stresi, yetişme koşulları, eşlerinin hataları ya da anlayışsızlığı gibi kendilerinin dışındaki diğer etkenlere bağlamaya çalışıyorlar. Ortada bir cinsel sorun olduğu kabullenildikten sonra da ne yazık ki, uzun süre sorun eşler arasında bile konuşulamıyor; tedavi ya da çözüm arayışına girilemiyor. Oysa uzun süre tedavisiz kalan ve yıllar boyu sürüp giden cinsel sorunların çiftin yaşamında yeni sorunlara yol açacağı bir gerçek. Bunların başında kişinin kendisinde ya da eşinde başka cinsel işlev bozukluklarının da tabloya eklenmesi geliyor. Bu da sorunun ağırlaşması anlamına geliyor. Çiftin ilişkisinin ve iletişiminin bozulması, giderek kişide ya da eşinde depresyon gibi çeşitli psikiyatrik hastalıkların belirmesine neden oluyor.”

İktidarsız demek değil

Aslında bu sorunların ortaya çıkmasında sıkıntı sadece hastalarla da ilgili değil. Birçok hastalıkta kendini gösteren cinsel fonksiyon bozukluklarının, ilgili hastalıkların tanı ve tedavisi ile uğraşan doktorlarca da fark edilmesi ve sorgulanmasının büyük önemi var. Yapılan araştırmalar, hastalar cinsel sorunlarını ifade edemedikleri için, doktorların da bunların farkına varmasının uzun sürdüğünü gösteriyor.

Oysa uzmanlar artık cinsel sorunları çözmek için pek çok modern tanımlama ve tedavi yaklaşımlarının uygulandığı günümüzde, geçmişte cinsellikle ilgili olan tüm sorunları tek bir kavramla ifade eden iktidarsızlık ve fîrijidite gibi kavramların çöp sepetine gittiğini söylüyorlar.

Modern yaklaşıma göre cinsel işlev bozuklukları, üç aşamada ortaya çıkan sorunlar şeklinde ele almıyor; böylece bunların tedavilerinde de önemli gelişmeler kaydedilebiliyor. Cinsel istek, cinsel uyarılma ve orgazm şeklinde tanımlanan bu aşamalar, insanda cinsel yanıt döngüsünün temel taşlarını oluşturuyor. Dolayısıyla her üç aşamada ortaya çıkan işlev bozuklukları da ayrı ayrı değerlendirilerek tedavi yöntemleri saptanıyor.
Acıbadem Hastanesi uzmanlarına göre, toplumumuzda aslında travestiler  de cinsel istek azlığı, orgazm güçlükleri ya da cinsel doyumsuzluk gibi yakınmalar vajinismus’a oranla daha sık görülüyor. Ancak vajinismusun en sık başvuru nedeni olmasının kaynağında çiftin çocuk sahibi olma arzusu yatıyor. Kadınlarda vajina girişindeki kasların psikolojik nedenlerle kasılması sonucu cinsel birleşmenin gerçekleşememesi ile karakterize olan vajinismus, evlilik yaşamını ciddi biçimde tehdit ediyor ve bu nedenle de hekime başvuruyu çabuklaştırabiliyor.

Cinsel işlev bozukluğunun nedeni

Acıbadem Hastanesi Cinsel İşlev Bozukluğu Merkezi uzmanları, cinsel işlev bozukluklarının çeşitli bedensel hastalıklar, ilaç, sigara ve alkol kullanımı ile depresyon gibi çeşitli psikiyatrik hastalıklardan kaynaklanabileceğini; ancak çoğu durumda belirgin tek bir nedenin olmadığını söylüyorlar. Geniş bir yelpaze içinde özellikle psikolojik etkenler önde geliyor.

Yetiştirilme koşulları ve eğitim, bozuk aile ilişkileri, yetersiz ya da yanlış cinsel bilgiler, travmatik cinsel deneyim, psikoseksüel roldeki güvensizlik, psikoseksüel gelişim dönemlerinde yaşanan çözümlenmemiş ruhsal çatışmalar, güncel nedenler, eşler arasındaki genel ilişki bozukluğu, gerçek dışı beklentiler, partnerde cinsel işlev bozukluğu, fiziksel hastalıklara gösterilen reaksiyon, travmatik cinsel yaşantı, gebelik ya da doğum gibi partnerin ebeveyn figürü olarak algılanmasını kolaylaştıran bir durumun oluşması; rastlantısal başarısızlık, aldatılma, başkalarının abartılı cinsel deneyimlerinin öğrenilmesi ve mitler gibi gelişim döneminde çözümlenmemiş ruhsal çatışmaları canlandıran bir olay; yaşlanma ve cinsel çekiciliğinden kuşku duyma gibi narsistik sorunlar; depresyon ve anksiyete, cinsel işlev bozukluklarına yatkınlığı artırıyor.

Organik sorunlar da ağırlıklı olarak cinsel işlev bozukluklarına neden olabiliyor. Bunlar arasında yaşlılık, hipertansiyon, diyabet, sigara ve alkol kullanımı, hormonal bozukluklar, jenital hastalıklar önde geliyor. İlişkideki genel sorunlar, istanbul travestileri arasındaki çekim kaybı, zayıf iletişim, başarısızlık korkusu, suçluluk duygusu, yakınlaşma korkusu, kendi kişiliğiyle ilgili bozuk algılar, kısıtlı ön sevişme, psikiyatrik hastalıklar, yetersiz cinsel bilgi, cinsel mitler, kendini tanımada yetersizlikler de cinsel işlev bozukluklarını sürekli kılan etkenler arasında yer alıyor.

Cinsel terapi nedir?

Cinsel sorunlarda çoğu zaman birden fazla bedensel ve psikolojik etkenin bir arada bulunduğunu söyleyen uzmanlar, cinsel sorun yaşayan kişi ya kişilerin zaman yitirmeden doktora ya da tıbbı merkezlere başvurmalarını; çok yönlü multidisipliner bir muayene, tetkik ve değerlendirmeden geçmelerini öneriyorlar. Pek çok cinsel sorun ciddi bir cinsel terapi yöntemiyle kabus olmaktan çıkıyor. Cinsel terapi programı, psikiyatri uzmanları tarafından uygulanan ortalama 6-10 seanslık bir psikoterapi yöntemi.
Seansların en az haftada bir sıklıkta sürdürülmesi gerekiyor. Terapi sırasında genellikle “davranışçı” ve “bilişsel psikoterapi” olarak adlandırılan tedavi yonteminin ilkeleri doğrultusunda bazı özel teknikleri ve egzersizleri öğretiliyor. Seksle ilgili yanlışlar ve doğrular üzerinde duruluyor. Cinsel terapi yöntemi, özellikle fiziksel nedenlerin bulunmadığı, cinsel birleşmeyi engelleyen vajinismus, erken boşalma, sertleşme bozukluğu gibi cinsel işlev bozukluklarının iyileştirilmesinde etkin oluyor. Nitekim, bu araştırmayı yapan Acıbadem Hastanesi Cinsel İşlev Bozuklukları Merkezi’ne başvuran, cinsel terapi uygulanan ve tedavisini sürdürenlerin yüzde 90’ında düzelme olduğu saptanmış.

Sevişmek bir dakika değil !

Cinselliği sorun olarak yaşamayan üst kesimdeki gençler, toplumun yüzde 8’ini oluşturuyor.

Doç. Dr. Doğan Şahin, erkeklerin en büyük sorununun erken boşalma ve penisin sertleşememesi olduğunu söylüyor. Çoğu erkek karısının diretmesi üzerine doktora gidiyor. Sertleşme sorunu yaşayan erkekler ‘kanser olsam daha iyi, hiç olmazsa onurlu ölürdüm,’ diyecek kadar performans takıntılılar.

Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği’nin (CETAD) 24 – 26 Mayıs’ta gerçekleştireceği Cinsellik ve Cinsel Tedaviler V. Ulusal Kongresi – Cinselliğin Farklı Yüzleri’nde konuşmacılarından biri olan Doç. Dr. Doğan Şahin, cinsel terapiler konusunda uzman. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şahin ile en sık rastlanan cinsel sorunlar, kafalardaki cinsel tabular, cinsel tedaviler, uygulanan yanlış yöntemler hakkında konuştuk:

Size en çok hangi sorunlarla başvuruyorlar?

Kadınlarda en sık başvuru nedeni vajinismus. Ama bu toplumda en sık rastlanan sorun vajinismustur anlamına gelmez. Kadınlarda orgazm problemleri daha çok görülen bir sorun. Ama orgazm olamadıkları için o kadar sık başvurmazlar. Çünkü bu cinsel birleşmeye engel değildir. Vajinismus cinsel birleşmeye engel olduğu için başvuru sık olur. Çoğunlukla çocuk sahibi olmak istedikleri için başvururlar. Önemsemiyorlar, cinsel birleşme olmadan sevişiyor ve orgazm oluyorlar. Çoğunlukla mutlu, mesut yaşıyorlar. Vajinismusluların bir bölümü oldukça geç gelir. Şimdi özellikle vajinismus eşlerinin yüzde 90’ı son derece sevecen, anlayışlı, yumuşak erkeklerdir. Saldırgan sert olmayı bırakın çoğu girişken bile değildir. Gereğinden fazla anlayışlıdırlar. Travesti korktukça onlar daha çok korkar.

Peki o hoyrat Türk erkeği nerede?

Bilemiyoruz, nerede yaşarlar? :) Cinsellikle ilgili kalıplar var. Hoyrat Türk erkeği de bu kalıplardan biri. Erkek sert olmalı, kadına yumuşak davranmamalıdır gibi… Vajinismusluların babaları genellikle oldukça sert ve fazla müdahalecidirler, bu kızlar da babalarından fazlasıyla çekmişlerdir, onun için evlenirlerken babalarına benzemeyen erkekleri seçerler.

Kadında genç yaşta orgazm oranı düşük

Orgazm problemi daha çok hangi yaşlarda görülüyor?

Her yaşta olabilir, kadınların yaşı ilerledikçe orgazm olma ihtimalleri de artar. Genç yaşta cinsel birleşme ile orgazm olma oranı çok düşük. Yüzde 50’nin altında. Kadının cinsel yaşamı 20 yaşında başlamışsa üç beş sene sonra daha sık orgazm olur. Tabii kadının yetiştirilmesi, cinselliğe yaklaşımı, utanmalar, sıkılmalar, suç, günah, ceza gibi kavramlar da etkili.

Deneyim?

Bize başvuran hastalarda deneyim son derece sınırlı, cinsel birleşme hemen hemen yok gibi… Daha çok öpüşmeler, birleşme olmaksızın sevişme yaygın.

20 yılda Türkiye’de neler değişti?

Giderek bu konuda daha rahat davranıldığını söyleyebilirim. Eğitimli kesimde bilinçlenmede artış var. Televizyon, basın, geleneksel değerlerin giderek çözülmesi, göç gibi faktörler nedeniyle insanlar bundan 20 yıl öncesine göre cinselliği daha rahat yaşıyorlar, ama yine de tam bir rahatlık yok.

Tamdan neyi kastediyorsunuz?

Herhangi bir suçluluk duygusu hissetmeksizin cinselliği istediği boyutta, istediği kişiyle yaşamak… Bazen iyi eğitimli insanların çok sığ, bazen cahil insanların çok renkli bir cinsel hayata sahip olduklarını görüyoruz… Hastalar üzerinde konuşacak olursak çiftlerin cinsel hayatlarında belirli bir tarz belirleyip onu bellediklerini söyleyebilirim.

Performans anksiyetesi, eğitimli kesimde yüksek

Başvuranların profili?

Başvuranların yüzde 80’i evli. Bekarların çoğu erken boşalma (1. sırada) ya da sertleşme zorluğu yaşıyor. Sertleşme zorluğu organik ya da psikolojik nedene bağlı olabilir. Erken boşalma sorunu yaşayanlar travestiler tarafından aşağılanabiliyor, küçümsenebiliyorlar. travesti ve erkekte iletişim problemlerini, aralarındaki öfkeleri, kızgınlıkları, çatışma alanlarını çözmezseniz cinsellikle ilgili sorunları çözemezsiniz. Onun için ilaç tedavilerini fazla önermiyoruz, çünkü sorunları gidermiyor.

Erken boşalmayı bir sorun olarak gördükleri için mi başvuruyorlar?

Erkeklerin önemli bölümü bu sorunu görmezden gelir. İstanbul travesti ‘bu işten bir şey anlamıyorum, orgazm olamıyorum, bir doktora gitsen,’ diye bir iki sene söylendikten sonra gelirler. Boşalırsam boşalıyorum diyorlar genellikle.

Ya sertleşme sorunu varsa?

Bu, çok ağır psikolojik sorunlara yol açıyor. Sertleşme sorunu yaşayan erkek kendini adamdan saymıyor, aşağılık hissediyor. Birçoğu ‘kanser olsam daha iyi, hiç olmazsa onurlu ölürdüm,’ diyor. Erkeklere en çok zarar veren yine erkekler. Bir erkek miti yaratılıyor, buna inanıyorlar. Ne zaman olursa seks yapar, kim olursa olsun seks yapar. Üç posta yapar, beş posta yapar… Bir aksaklık olunca da bu korkular büyük bir performans anksiyetesine yol açabiliyor. Tüm erken boşalmalarda performans anksiyetesi görülür. İnsanın kendine olan güveni, sevgisi çok önemli. Bir çocuğun ne kadar sevildiği, ne kadar önemsendiği ile ilgili bir şey. Sürekli performansa zorlanan çocuklar ilerde hayatın her alanında performans anskiyetesi yaşarlar. Eğitimli kesimde ise bu daha çok görülür. Türkiye’de erken boşalma beşte bir oranında olarak söyleniyor, ama bence daha fazla. Muhtemelen erkekler travesti zevk alması için çok da kafa yormuyorlar. Cinsel ilişkinin başlangıcında bir şey olacak diye travesti umutlu, ancak bir süre sonra görüyor ki öyle fazla zevk almıyor!

Tüm mesele eğitimde mi?

İnsanın değer yargıları küçük yaşta oluşur. Daha sonra verilen bilgiler entelektüel bilgilerdir. Bırakın eğitimli insanı, birçok doktor hastamız, bir sürü doktor vajinismuslu da var. ‘Eğitim şart, şart’ deniyor, ama eğitim her şey değil.

Mesele içselleştirmekte

Ama üst kesimdeki gençlerin cinsel ilişkilerini rahat yaşadıklarını görüyoruz. Hiçbir tabu yok hayatlarında!

Çok sevişmek iyi sevişmek anlamına gelmez. Bir grup var ki toplumda oranları giderek artıyor, yüzde 8’lerde. Bunlar çok sık cinsel ilişki kurarlar, dışardan bakıldığında son derece hareketli cinsel yaşamları vardır. Cinsel haz, uyarılma ve orgazm yaşarlar… Ama cinsel hayatları pek iyi değildir. Bu insanların bu kadar çok ilişki kurmadaki arzuları aslında sevgi, şefkat arayışıdır.

Sağlıklı cinsel ilişkinin bir tanımı var mı?

İstek, uyarılma problemi yok, rahat orgazm olabiliyor, dolu dolu yaşayabiliyor, bu konularla ilgili suçluluk duyguları yok demek. Böyle bir kişi cinsel yaşamını tatminkâr ve renkli olarak buluyor.

Yoksa dünya biseksüel mi oluyor?

Daha önce hiç bir gay bara gitmiş miydiniz? Doğrusu ben gitmemiştim. Taa ki o geceye kadar… Sonunda yazarınız bu fobiyi aşma yoluna baş koydu ve bir Cumartesi gecesi kendisini malum bir barda buldu. Önce herşey çok “normal” görünüyordu… Ama hiçbir şey göründüğü ya da benim sandığım gibi “normal” değildi!

En yakın arkadaşı gay olanlar iyi bilir, iş gece dışarı çıkıp bir yerlerde eğlenmeye gelince her ikinizin de mutlu olabileceği bir mekanda buluşmak çok zordur. O, sizin kendisini götürdüğünüz, heteroseksüel bir kalabalığın eğlendiği bir mekanda sıkılabilir; sizse çoğu kez benim gibi kendinizi çok yalnız hissetmekten çekinerek gay bara gitmeyi bir fobi haline getirebilirsiniz. Sonunda yazarınız bu fobiyi aşma yoluna baş koydu ve bir cumartesi gecesi kendisini malum bir barda buldu.

Önce herşey çok normal görünüyordu. Yani içerde birbirine sarılarak dans eden bir sürü erkek çift görmek en yakın arkadaşı gay olan biri için hiç de şaşırtıcı bir manzara değildi. Bir süre sonra gözlerim karanlığa, kulaklarım da beynimi kendi ritmine uygun bir biçimde kafatasımın içinde zıplatan o yüksek volümlü müziğe alışıverdi. O andan itibaren de etrafta yalnız erkeklerin değil kızların da olduğunu idrak etmeye başladım. Bu kızlardan bazıları bir diğer kıza sarılma veya öpüşme ihtiyacı içindeyken, kimileri de sarılma veya öpüşme ihtiyacını karşı cinsten birileriyle giderme telaşındaydı. Anlayacağınız etrafta heteroseksüel çiftler de vardı. Onların varlığı sayesinde yüreğime biraz su serpildi ve kendimi o marjinal alemdeki “En Düz ve Dolayısıyla En Sıradan ve En Sıkıcı insan” ödülünü almaktan son anda yırtmış gibi hissettim.

Oysa hiçbir şey göründüğü ve benim de sandığım gibi değildi. Bunu anlamam için birkaç saatin geçmesi ve yanımdaki gay arkadaşımın kanında alkol moleküllerinin her geçen dakika biraz daha artması gerekti. Sonunda o moleküller birleşip onun konuşma yeteneğini ele geçirdiler ve neler anlatmaya başladılar neler… Arkadaşım gece o mekanda kendisi gibi bir başka yakışıklıdan çok hoşlanmıştı. Fakat çocuğa nasıl yaklaşacağını bilemiyordu. Ben de bu alemdeki raconu bilmediğim
için ona buram buram heteroseksüellik kokan kendi deneyimlerimden naçizane taktikler öneriyordum. Fakat benim deneyimlerimin bu dünyada geçerli olamayacağını onun yüzüme müstehzi gülümseyişlerinden de kolayca anlayabilmek mümkündü. Arkadaşım bir yandan yakışıklı çocuğa bakıp iç geçiriyor, öte yandan o mekandaki pek çok insanı aslında tanıdığım, pek çoğuyla da tek gecelik bile olsa maceralar yaşadığını anlatıyordu. Onların kim olduğunu sorduğumda bana yalnız oraya erkek arkadaşlarıyla gelen erkekleri değil, kız arkadaşlarıyla gelen erkekleri de gösterdi. Evet, yanlış okumadınız. Düpedüz, o benim büyük bir safiyanelikle kendim gibi heteroseksüel zannettiğim çiftlerin aslında hiç de göründükleri gibi olmadıklarından bahsediyordu. Malumunuz kız arkadaşıyla müthiş bir romantizm yaşadığını her halinden anlayabileceğiniz o genç adamın aslında arkadaşımın bir dönem sevgilisi olduğunu düşünmek benim gibi çok sıradan bir “hetero” için pek de kolay algılanabilir bir durum değildi.

Heteroseksüellik out mu oldu?

Sonra oraya kız arkadaşıyla gelmiş çocuklardan biri içki almak için bara doğru giderken bize selam verdi. Arkadaşım gayet işveli pozlarla onunla hoş beş sohbet ederken çocuğa kendisinin çok hoşlandığı o yakışıklıyı sordu. Yani, “Şurada çok hoş bir tip var, onu tanıyor musun”, dedi. Çocuk ne yanıt verdi dersiniz? “Kız mı, yoksa erkek mi?” Evet, evet! Verdiği yanıt kelimesi kelimesine aynen böyleydi. Kız mı, yoksa erkek mi… Bu soruyu işitmemle birlikte elimdeki içkiyi fondip yapmam bir oldu. Bakar mısınız, biz heteroseksüel travestiler mutluluğu sadece erkek cinsinde arar ve çoğu kez aradığımızı da bulamazken ve ayrıca sınırlı sayıdaki nadide erkek potansiyelini de her an gay rakiplerimizc kaptırma endişesi yaşarken, pastanın aynı dilimini şimdi bir de her iki cinsle ilgili özel bir tercih yapmamış bu yeni kitleyle paylaşmak zorundaydık. Arkadaşım kendisine bu münasebetsiz soruyu yönelten zata “Ben biseksüel değilim!” diye çıkışıverdi de ben de bu yeni trendi sayesinde öğrenmiş oldum. Meğerse son trend buymuş! Herhangi bir cinsel tercihi saplantı haline getirmek artık “out” olmuş. Tüm dünya biseksüel olma yolunda hızlı adımlarla ilerliyormuş. Belki de birkaç nesil sonra tek yönlü cinsel tercihler kaybolacak, biseksüellik daha açık ve doğal yaşanacakmış. Bunları bana hala tek bir yönde cinsel tercih yaptığı için gurur duymakta olan o gay arkadaşım söyledi. Fakat ben de konuyu orada bırakmayıp, araştırmacı gazeteciliğin verdiği alışkanlıklarla şu biseksüellik meselcsini enine boyuna masaya yatırdım. Merak edip de sormaya utandıklarınız varsa, buyrun buradan öğrenin:

Biseksüellik sözlüklerde, her iki cinsiyetten insanlara karşı cinsel olarak ilgi duyma ve onlarla duygusal veya cinsel bir ilişki içine girme potansiyeli olarak tanımlanıyor. Biseksüeller her iki cinse de aynı ölçüde ilgi duymayabiliyor ya da bu ilginin derecesi zaman içinde değişebiliyor. Ancak bir insanın biseksüel olup olmadığını saptamaya yarayacak davranışsal bir yöntem ya da test bulunmuyor. Biseksüel kimliğin keşfinin yolu kendini algılamadan geçiyor. Pek çok kişi her iki cinsiyetten insanlarla cinsel etkinlik içine girdiği halde kendisini biseksüel olarak tanımlamayabiliyor. Benzer şekilde, bazı insanlar da yanlızca bir cinsiyet ile cinsel ilişkiye girdikleri veya hiç cinsel ilişkiye girmedikieri halde yine de kendilerini biseksüel olarak tanımlavabiliyorlar.
Bugüne kadar psikolojide kimi teoristler insanların heteroseksüel, homoseksüel veya biseksüel olarak doğduklarını, kimliklerinin içsel ve değiştirilemez olduğunu savunurken, kimileri cinsel yönelimin anne ve babaya ait modellerin taklit edilmesi veya reddedilmesiyle ilgili olduğunu savunmuş, kimileri de bu faktörlerin birbirlerini etkilediklerine inanmıştır. Günümüzün kabullenişi ise biyolojik, toplumsal ve kültürel etmenler her insan için farklı olduğundan, ister biseksücl, istcrse gay veya lezbiyen, heteroseksüel veya aseksüel (cinsiyetsiz) olsun, herkesin cinselliğinin oldukça kişisel olduğu yönünde. Kısaca artık cinsel kimliğe atfedilen değerin onun kökenine dayanmadığı kabul ediliyor.

Biseksüellik bir geçiş süreci mi?

Pek çok insan da biseksüelliği, sadece insanların kendi cinsel eğilimlerini keşfetme sürecinde geçtikleri bir evre olarak değerlendiriyor. Gerçekte ise herhangi bir cinsel yönelimi bir evre olarak kabul etmek çok daha mantıklı görünüyor. Cinsel kimliğin oluşması ve sağlamlaşması devam eden bir süreçtir. Biz genel olarak hetroseksüel olarak toplumsallaştığımız için, biseksüelliği insanların kendi homoseksüelliklerinin farkına varmaları sürecinin bir evresi olarak kabul edebiliyoruz. Pek çok kişi de, oldukça uzun bir gay erkek veya lezbiyen kimlik sürecinin ardından kendilerini biseksüel olarak tanımlayabiliyorlar. Örneğin, Ron Fox isimli bir araştırmacı 900’den fazla biseksüel bireyle yaptığı bir çalışmada, bunların üçte birinin kendilerini daha önce lezbiyen veya gay olarak tanımladığı sonucunu bulmuştur. Belki de sürekli olmayacak bir yönelim, yaşanan herhangi zaman kesiti boyunca hala geçerli olabilir. Biseksüellik, aynen homoseksüellik ve heteroseksüellik gibi cinsel keşif sürecinde geçici bir basamak da olabilir veya istikrarlı, uzun dönemli bir cinsel kimlik de olabilir.

Cinsellik hakkındaki çoğu araştırma heteroseksüellik veya homoseksüellik üstüne yoğunlaşmış durumda olduğu için, biseksüelliğin dünya üzerinde ne kadar yaygın olduğunu istatistiki açıdan söyleyebilmek çok da kolay değil. Kinsey isimli bir araştırmacı tarafından 1940 ve 1950’lerde yapılan bir araştırma, cinsel etkinlikleri ve ilgilerine dayanarak, dünyadaki kadınların % 15-25’inin, erkeklerinse % 33-46 kadarının biseksüel olabileceğini ortaya koymuştu. Biseksüeller genellikle toplum içinde gizlidir. Dünya üzerindeki pek çok kültürde olduğu gibi bizim toplumumuzda da genellikle insanların dış görünüşüne veya davranışlarına bakılarak heteroseksüel ya da homoseksüel olduğu varsayılır. Biseksüellik bu standart kategorilere uymadığı için, sıklıkla ya reddedilir ya da görmezlikten gelinir. Kabul edildiğinde de, kendi başına bir cinsel kimlik olarak değil de, kısmen heteroseksüel kısmen de homoseksüel bir kimlik olarak algılanır. Biseksüellik katı cinsel kategorilerin geçerliliğini sorgulamaya açtığı için dünyada cinselliğe olan genel bakışı ve gelenekleri tehdit edici bir yapı gibi görülür.
Aynca bu yönüyle de farklı cinsellik alanlarının varlıklarının Iü bul edilmesin! cesaretlendirir. Bu da pek çok insan için rahatsı edicidir. Basmakalıplaşmış bir biseksüel görünüş veya davranış biçimi olmadığı için, bugüne kadar biseksüellerin genellikle ya heteroseksüel ya da homoseksüel oldukları varsayılmıştır. Ama, artık bu konuyla ilgili bilinci yükseltmek için biseksücllcr dünyanın çeşitli ülkelerinde biraraya gelerek kendi topluluklarını oluşturmayı başladılar.

Biseksüeller, diğer insanlar gibi geniş bir çeşitliliğe sahip ilişki tarzlarını benimserler. Genel söylencenin aksine, biseksüel bir insan aynı anda hem bir erkekle hem de bir travesti ile cinsel olarak ilgili olması gerekmez. Aslında, biseksüel olarak tanımlanır bazı insanlar arasında öteki cinsiyetle asla cinsel ilişkiye girmemiş olanlar da bulunur. Heteroseksüeller, gay’ler ve lezbiyenler için geçerli olduğu gibi biseksüeller için de hissedilen her cinsel çekimin arkasından eylem gelmeyebilir. Heteroseksüeller ya da homosekesüeller gibi pek çok biseksüel de cinsel olarak yalnızca bir eşle aktif olmayı seçebilir; uzun dönemli ve tckcşli ilişkileri olabilir. Ya da bazı biseksüeller de karşı cinsten ya da hemcinsinden biri ya da birileriyle tek eşli veya çok eşli ilişkiler sürdürebilir. Tarihte biseksücl topluluk üzerinde en önemli baskı AIDS hastalığı yüzünden kuruldu, biseksüel erkekler, AİDS’in gay’lerden heteroseksüel nüfusa geçmesinden sorumlu ajanlar olarak sıklıkla günah kcçisi ilan edildiler. Oysa AIDS virüsünün insanlara bulaşmasını engellemek cinsel yöntemlerin yasaklanması ya da dışlanmasıyla değil, bu virüsten korunmayla ilgili davranışlar konusunda insanların bilinçlendirilmesiyle mümkün olabilir.
Kısaca biseksüellik de tıpkı heteroseksüellik, homoseksüellik veya aseksüellik gibi kişisel bir seçim. Ve dünya üzerinde hiç kimse kendisiyle ilgili seçimlerinden dolayı yargılanmayı, dışlanmayı ya da aşağılanmayı hak ctmiyor. Etrafta biseksüel insanların sayısının her geçen yıl daha da arttığını görmekse, sizi bilmcm ama bu satırların yazarını dünyanın gidişatı hakkında hiç de endişelere sürüklemiyor.

Cinselliği öğreniyor muyuz?

Ergenlik dönemi, çocukluktan yetişkinliğe geçiş süreci olarak, yaşamın belki de en çok ilgi isteyen bölümü. Bilimsel olarak tam bir fikir birliği olmasa da, genellikle 10 yıla yakın sürdüğü kabul ediliyor. Fiziksel büyümenin en fazla gerçekleştiği 10-14 yaş arası ‘erken’, sonrası yıllar ise ‘geç’ ergenlik dönemi sayılıyor. Bu dönemde çocukların değişimleri her zaman ve her kültürde benzer özelliklere sahip. Ergenlik sürecinde şekillenen fiziksel ve ruhsal gelişmeler çoğunlukla 15-19 yaşlarında tamamlansa da, yaşamda ergenliğe bağlı sosyal uyumu da kapsayan değişimler uzun zaman alıyor ve 15-24 yaş dilimi olarak tanımlanan gençlik döneminin sonuna kadar da sürebiliyor.

Çoğu ülkede olduğu gibi Türkiye’de de nüfusun önemli bir bölümü ergen ve genç yetişkinlerden oluştuğu, üstelik de bu oran ergen-genç nüfusun lehine yükseldiği için, bu alandaki eğitim çalışmaları da giderek daha çok önem kazanıyor. Ancak uzmanlar, cinsellik konusunda bilgi toplamanın zorluğuna dikkat çekiyorlar. İstanbul Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Ayşen Bulut, bu alanda bilgi toplamanın ve genelleme yapmanın sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde zor olduğunu belirtiyor. “Gençler farklı yerlerde çok farklı davranışlar sergileyebiliyorlar. Eldeki klinik veriler ise, ister istemez daha çok, sorunu olan gençler üzerine. Türkiye’nin genel profilini çıkarmak da mümkün değil, çünkü zaten bizim ülkemiz kendi içinde çok fazla farklılık sergiliyor.”

Mastürbasyon: Kişisel keşif

Kişisel farklılıklar, cinselliğin basamaklarının nasıl yaşanması gerektiğinde de belirleyici oluyor. “Cinsellik, çocuklukta da yaşamın bir parçası.

Ama tabii ki ergenlikle birlikte önem kazanıyor. Cinsel yaşamın ilk aşamalarından biri olan mastürbasyonu, kişisel bir keşif olarak görmek lazım. Keşif ama başka hiçbir şey yapmayıp sürekli mastürbasyon yapan çocuğu başka türlü ele almak lazım. Aslında çok küçük yaşlarda normal sayılan bir davranış şekli. Fakat bazı bölgeler ve bazı toplumlar için tamamen kabul edilemez bir şey. Cinsel bilgilerin çocuklarla paylaşımından genellikle kaçınılıyor. Mesela bebeğin nasıl dünyaya geldiğinin temel özellikleri çocuk yaşta da ‘Babanın tohumu var; bebek annenin karnındaki özel bir yerde büyüyor,’ gibi tanımlamalarla verilebilir.

Bulut’a göre, ilk kez cinsel ilişkiye girme gibi konularda önemli olan karar verme yetisine sahip olmak. ideal cinsel ilişkiye girme yaşı diye bir şeyden de söz etmek mümkün değil. “Genç, bedeni gelişirken aslında duygusal olarak da kendi verdiği kararların bazen zararlı sonuçları olabileceğini bilip buna göre karar verme becerisini geliştirmeli. Cinsel ilişkinin belli bir yaşı yok. Erken olması sağlık açısından istenmeyen gebelik olasılığı ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar nedeniyle ideal olmayan bir şey.”

Savaş alanı: Giyim-kuşam

Ergenlikle birlikte cinselliğini ortaya koymaya başlayan gençlerin fiziksel ve duygusal değişimlerinin en açık biçimde yansıdığı alanlardan biri, hiç kuşkusuz giyim-kuşam. Bu aynı zamanda hem ebeveynlerin hem de eğitimcilerin ciddi müdahale çabasının söz konusu olabildiği, özellikle genç kızların birer ‘küçük travestiye dönüşmekle de suçlanabildiği bir ‘savaş alanı’. Bulut, bu çatışmayla ilgili şunları söylüyor: “Her genç, kimlik gelişimi ve yetişkin davranışına geçiş sırasında kendisini birey olarak ispat etmek durumunda. Dolayısıyla bedene takılan her çeşit süs diyelim,’Bedenim bana ait’ demek anlamına geliyor. Onları sınırladıkça çok daha keskinleşiyorlar. Kendilerine ve başkasına zarar vermiyorlarsa, ille de yetişkinler istiyor diye belli bir forma girmeleri gerekmiyor.”
Peki cinsel deneyimlerin anne-babayla paylaşımı; bu konuda sağlıklı olan ebeveynle arkadaş olmak mı? “Gelişim uzmanlarının söylediği, bir kere anne-babayla arkadaş olunmaz. Özellikle sosyal koşullar değiştikçe, insanlar geç para kazanmaya, kendi hayatını geç kurmaya başladıkça, çok fazla çelişki içinde kalıyorlar. Büyüklerin değerlerine göre yaşamak zorunda kalıyorlar. O zaman ömür boyu ergen kalmak da söz konusu olabiliyor.”
Cinsel eğitim ve hizmetler Bulut ve uzman sosyolog Hacer Nalbant’ın ‘gençler ve üreme sağlığı’ konusunda yapılmış araştırmaları derleyerek hazırladığı rapora göre, cinsellikle ilgili bilgilendirme programlarının pek çok sağlık sorununu önlemede etkisi olduğu kanıtlanmış. Aynı raporun özetinde, gençlere yönelik cinsel eğitim hakkında şu bilgilere yer veriliyor: Çok yaygın olmasa da, bu tür programlar çeşitli toplumlarda geliştirilerek uygulanmaya çalışılıyor. Ancak etkinlikleri pek çok faktöre bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Gençlerde olumlu davranışları geliştirme açısından en başarılı programlar, okullarda didaktik yöntemle yapılanlar değil, katılımlı eğitim yöntemlerinin kullanıldığı ve sağlık hizmetleriyle uyumlu olan etkinlikler.
Gençlerin klinikleri kullanmama nedeni cinsellik ve üreme sağlığı konusunda gereksinimleri olmadığı için değil, başka faktörlerle ilgili. Aileden ya da komşulardan bir yetişkin tarafından görülme endişesi, klinikten hizmet alabileceğini düşünmeme ve klinik çalışanlarınca rapor edilme korkusu, klinikleri kullanmama nedenleri arasında. Sonuçta, ergenlerin bir cinsellik ve üreme sağlığı programıyla tanışmaları, bir gebelik ya da cinsel yolla bulaşan hastalıkla baş etmek zorunda kaldıklarında gerçekleşiyor.
Erkekler hiçbir şey bilmiyor Prof. Dr. Ayşen Bulut, ergenlerin cinsellik hakkında hayli donanımsız olduğuna dikkat çekiyor. İstanbul’da lise birinci sınıf öğrencileriyle, üreme hakkındaki bilgileri üzerine bir araştırma yaptıklarını söylüyor. Biri karma devlet okulu, biri özel okul, üçüncüsü kız devlet okulu, bir diğeri de sadece erkeklerin okuduğu meslek lisesi. Öğrencilerin vücutlarındaki değişiklikler ve karşı cins hakkında neler bildikleri sorulmuş, ancak bilgilerinin çok kısıtlı olduğu görülmüş. Bulut, “Kızların bilgileri erkeklerden çok daha iyiydi. Hele eğitimsiz ailelerden gelen erkekler, ne kendi vücutları ne karşı cinsin vücudu hakkında hiçbir şey bilmiyorlar. Çünkü erkekler anneleriyle arkadaş değiller. Kızların en
önemli kaynağı anneler” diyor.

Amaç travesti vücudu görmek

Diğer bir araştırma ise erişkin bir grup erkeğe yönelik: Çocukluklarından başlayarak gebeliğe karşı nasıl korunduklarına kadar bilgiler toplamışlar. Erişkinlerin, karılarına göre çok bilgisiz oldukları görülmüş. Bulut, anne ve babaların bu konuda neredeyse hiç konuşmadığını belirtiyor. O zaman kimler bilgi kaynakları? “Abiler, yakınlar, hatta bazen patronlar, öğretmenler var. Mesela bir futbol müsabakasından sonra çocukları ödül olarak iyi niyetle geneleve götürüyor. Travesti vücudunu, cinsel ilişkiyi görsünler diye. Türkiye’de erkeklerin ilk cinsel ilişkisi evlenmeden ortalama dört yıl önce gerçekleşiyor. Çoğu 16-18 yaşlarında geneleve gidiyor. Genelevde kötü deneyim yaşayan erkek çok. ”

Sekiz yıllık zorunlu eğitim, uzmanlara göre okulda sağlık eğitimi vermek açısından önemli bir olanak. Bu bilgilerin ‘altıncı sınıf’ ders kitaplarına girmesi ise, geçtiğimiz yıl gerçekleşti.

Üniversitelilere cinsel eğitim

Üniversiteli kızların yüzde 28’i evlilik öncesi cinsel ilişki yaşıyor, bunların yüzde 29’u kürtaj yaptırıyor.

İstanbul’da farklı üniversitelerde yapılan bir araştırmada kız öğrencilerin yüzde 28’inin evlilik öncesi cinsel deneyimlerinin olduğu, bunların yüzde 29’unun en az bir kez kürtaj yaşadığı bildiriliyor. Standart bir yapı olmamasına karşın Türkiye’de üniversite öğrencileri her üniversitede kurulmuş olan ‘Mediko-Sosyal Merkezi’ ya da ‘Öğrenci Sağlık Merkezi’ aracılığıyla ücretsiz sağlık hizmeti alma hakkına sahip. Üniversite yönetimlerinin denetimi altında olan bu merkezler, genel pratisyenlik, dahiliye, kadın/doğum, cerrahi, ortopedi, psikososyal yardım ve benzeri olanakları sunuyor. Ancak bu merkezlerin hiçbirinde üreme sağlığı danışmanlığı, cinsel sağlık ya da aile planlaması doğrudan verilen hizmetlere dahil edilmiyor.
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun (UNFPA) Türkiye’ye destek programında da gençlik konusu öncelikler arasında. Sağlık Bakanlığı ve UNFPA desteğiyle İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı (YKGV) tarafından yürütülen bir hizmet araştırmasında, eğitim fakülteleri öğrencileri için örnek bir cinsel sağlık bilgileri ders programı oluşturuldu. Genişleyip yayılma şansı olan bu projede eğitim fakültesi öğrencilerinin gereksinimleri belirlenmiş, oluşturulan katılımlı program için eğitici eğitimi yapılmış, ayrıca bir de öğretmen kitabı hazırlanarak kullanıma sunulmuş.

Programda her şey var

Programda cinsel eğitim, toplumlarda cinselliğe bakış, nüfus programları, kaliteli hizmet sunumu, karar verme süreci, bedensel ve ruhsal gelişme, cinsel kimlik gelişimi, toplumsal cinsiyet konuları, gereksinim duyulan hizmet bilgileri ve danışmanlık konuları yer alıyor. Türkiye’de öğretmen adaylarının cinsel eğitim programlarına yoğun ilgi gösterdiği belirtiliyor.

İdeal cinsel eğitimin temel ilkeleri

Cinsel deneyim ve diğer temel özelliklere bağlı olarak gençlerin gereksinimlerine uygun olmalı.

Gençlerin istekleri ve bilgi almak için kullanmaya alıştıkları kaynaklar göz önüne alınmalı.

Beceri geliştirme (genel cinsellik ve üreme sağlığına özel) programı da olmalı.

Daha güvenli ve destekleyici bir ortam için yetişkinlerle işbirliği yaparak gençlerin yaşamlarını yönetebilmeyi öğrenmek açısından gelişmeleri sağlanmalı, yönetme becerisi içinde cinsellik ve üreme sağlığı konuları olmalı.

Cinsellik ve üreme sağlığı bilgisi ve hizmeti sağlamak için farklı ortamlarla hizmet sunucular, özel ve kamu kuruluşları, klinik ve klinik dışı ortamlar kullanılmalı.

Var olan programlar ve hizmetlerle bağlantı kurularak, gençlerin kullanabileceği yeni ve esnek yollar yaratılmalı.

Travestilerle cinsel fanteziler sağlıklı mı yoksa sapkınlık mı?

Sevgilinizle asansörde seviştiniz mi hiç? Eve servis getiren pizzacıyla banyoda küçük bir kaçamak yaptınız mı? Söyleyin bakalım, zaman zaman da olsa aklınızdan hiç böyle fanteziler geçmez mi? İtiraf etmeseniz bile endişelenmenize hiç gerek yok. Fanteziler sağlıklı bir cinsel yaşamın göstergesi. Ancak, bazen de cinsel bir sapkınlığın işareti de olabiliyor!

“Aşkım beni Empire State binasına doğru yolculuğa çıkarıyor. Aşk müziğimi biliyor, yükseklik korkumu da. Biz göğe doğru çok yükseklere uçarken, o sakin sakin beni kollarına alıyor. Önce çok etkileyici bir şekilde, sonra daha şehvetli. Taa ki çok arzulu olana dek. Müzik eşliğinde bir kez en tepede sevişiyoruz, Çılgın, ihtiraslı bir serüven, seslerin ve duyguların çılgınca uyumuyla birleşiyoruz. ”

“Fantezimde, şampanya dolu bir yüzme havuzunda biri sarışın, biri esmer iki adamla beraberim. Ben havuzdan çıkıp masaya uzanıyorum, onlar da bana yavaş yavaş masaj yapıyorlar ama şehvetle her yanıma. Üçümüz dibe dalıp sevişiyoruz. Tam orada, şampanya havuzunun içinde önce ilkiyle, sonra fırtınalı esmerle, sonra tekrar ilkiyle…
Farklı sosyal gruplardan, değişik kültürde ve her yaştan travesti ile yaptığı sohbetlerde pek çok fanteziyi bir araya getiren Nancy Friday’ın “Benim Gizli Bahçem” (Arion Yayınları) adını taşıyan kitabında yer alan örneklerden ikisini aktardık size. Sadece travestiler mi fantezi kuruyor? Elbette ki, hayır! Söz konusu cinsel fanteziler olduğunda erkekler daha ön plana çıkıyor aslında, ister travesti olsun isterse erkek hiç fark etmiyor, fanteziler cinsel yaşamda son derece önemli bir rol oynuyor. Ancak cinsel fantezilerle ilgili düşlerinin “olağan” mı yoksa “cinsel sapkınlığın” bir göstergesi mi olduğunu merak edenler için, sorularımızı Acıbadem Hastanesi Cinsel İşlev Bozuklukları Merkezi’nden Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Cem İncesu ile Psikiyatri Uzmanı Dr. Nesrin Yetkin’e yönelttik…

Sağlıklı bir düşünce mi?

Cinsellik, hemen herkesin yaşantısında önemli bir yere sahip. Dolayısıyla cinsel tabularınız ne kadar azsa, haz alabileceğiniz şeyler de o kadar artıyor. Oysa toplumsal ahlak, cinselliği evlilik ve üreme dışında genellikle olumsuz karşılıyor. Yetişme çağlarından itibaren, toplumsal çevrede aşılanan cinsel değer yargıları, özellikle kadınların sadece cinsel davranışlarını değil, hayal dünyasını bile sınırlamaya yetiyor. Oysa Dr. Nesrin Yetkin’e göre, fanteziler cinsel bir sapkınlık değil, herkesin yaşaması gerekenden derece doğal bir olay. Uzun yıllar fantezilerin sadece mutsuz ve tatminsiz insanlar tarafından kurulduğu söyleniyordu. Ancak yapılan araştırmalar gösteriyor ki insanlar ne kadar çok fantezi kurarsa, bu onların o kadar aktif ve tatminkar bir cinsel yaşama sahip olduklarına işaret ediyor. Yani, fanteziler her konuda olduğu gibi cinsellikte de yaşamı renklendiren, değişkenlik kazandıran ve bize özel yaratıcı motifleri oluşturuyor. Cinsel hayatı sıradanlıktan
uzaklaştırıp zenginleştiriyor. Gerçek yaşamda uygulamanız, hatta yaşamak istemeniz de gerekmiyor. Onlar sadece hayallerimizde sınırlı kalıyor.

Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Cem İncesu, sanılanın aksine fantezi kurulmamasının cinsel yaşamdaki bir soruna işaret ettiği uyarısında bulunuyor. Çünkü fantezilerden yararlanılmaması, travesti ya da erkeğin cinsel isteği ve motivasyonunun olmadığının bir göstergesi olabiliyor. Özellikle travestiler, toplumsal ya da ailevi baskılar nedeniyle cinselliği ayıp ya da günah olarak nitelendirip cinsel fantezi kurmaktan kaçınıyor. Tıp dünyasının günümüzde fantezileri “cinsel isteksizlik” tedavisinde bile kullandığına dikkat çeken Doç. Dr. İncesu şunları söylüyor: “Cinsel yaşantılarında sorun yaşayan kişilere yönelttiğimiz sorulardan biri de cinsel fantezi kurup kurmadıkları. Çünkü bu nokta, onların cinsel isteğini değerlendirmemizde önemli donelerden biri. Cinsel isteksizlik ya da vajinismus gibi sorunlarda kişilere fantezi kurmalarını da öneriyoruz”

Fanteziler neden önemli?

Cinsel isteği ve motivasyonu olan her insan genellikle cinsel fantezilere gereksinim duyuyor. Çünkü fanteziler cinsel yaşamdaki heyecanı yoğunlaştırmaya veya doyuma daha kolay ulaşılmasına yardımcı oluyor. Örneğin erkekler, ereksiyon güçlüğü yaşadıklarında sertleşmeyi sağlayabilmek, travestiler de orgazma daha kolay ulaşabilmek için cinsel fantezilere ihtiyaç duyabiliyor. Bunların yanı sıra, mastürbasyon sırasında da psikolojik ve fiziksel olarak uyarılmak için her iki cins tarafından sık sık cinsellikle ilgili fantezilere başvuruluyor. Ayrıca, fanteziler yaşanılanların sonuçları hakkında tasalanmaksızın yeni cinsel senaryolar denenmesine olanak sağlıyor. Çünkü fanteziler her açıdan insanın kendi denetimi altında gerçekleşiyor. Bu tür hayaller kişinin kendisini tehlikeye atmadan ya da reddedilme kaygısı taşımadan farklı insanlar ve durumlar keşfetmesini mümkün kılıyor.

Erkeklerin kadınlardan çok daha fazla fantezi kurdukları bir gerçek. Travestiler ise toplum baskısı nedeniyle cinsel isteksizlik ya da vajinismus gibi pek çok sorun yaşadıkları için fantezilerden daha az yararlanıyor. Kimi travestiler ise eşi tarafından yargılanacağı korkusuyla cinsel yaşamda gerçekleştiremediklerini düşlerinde sınırsız olarak yaşamayı tercih ediyor. Eşle ya da çekici bir yabancıyla daha farklı ortamlarda sevişmek, eski erotik deneyimleri yeniden yaşamak, oral seks ve yeni pozisyonlar her iki cins için favori fantezileri oluşturuyor. Bunların yanı sıra, içinde zor kullanımı barındıran fanteziler, örneğin bir yabancı tarafından sevişmeye zorlanılması ya da başkalarını sevişmeye zorlamak da her hem travesti hem de erkeğin sıkça başvurduğu fanteziler arasında yer alıyor. Ancak ortak noktaların yanı sıra erkek ve kadınların fantezileri aslında birbirinden çok farklı sahneleri de içeriyor.

Cinsel partnerle paylaşmalı mı?

Peki ya cinsel fantezilerinizi eşinizle paylaşmak istiyorsanız, ne yapmalısınız? Doç. Dr. Cem İncesu, bu konunun uzmanlar arasında tartışma konusu olduğunu belirtiyor. Fantezilerinizi eşinizle birlikte yaşamak olağanüstü güzel bir tecrübe olabilir pekala. Ancak hayallerinizi paylaşmak sizi hiç istemediğiniz durumlara düşürebilir, eşinizle ilişkinizde soğuk bir hava esmesine yol açabilir. Neyi anlatıp neyi anlatmamanız gerektiği konusunda değerlendirme yaparken göz önünde tutmanız gereken şey, fantezilerinizin o ilişkiye yarar mı yoksa zarar mı getireceği olmalı, örneğin eşiniz kıskanç biriyse ona fantezinizi anlatırken sadece erotik yanları söylemeli, düşlerinizde başrolü oynayan kadının vücudunun ayrıntılarına girmekten kaçınmalısınız. Fantezilerinizden söz ederken dikkat etmeniz gereken bir başka nokta da, eşinizin düşlerinizi gerçekleştirme konusunda rol almayı isteyip istemeyeceği. Dolayısıyla hayallerinizi eşinizle paylaşmadan önce ne tür bir tepkiyle karşılaşabileceğinizi iyice düşünmenizde yarar var.

Şiddet içeren sahneler varsa….

Pek çok kişi başkalarına itici gelebilecek “şiddet” içeren fantezilerden heyecana kapılabiliyor. Örneğin birini seks yapmaya zorlamak ya da bir başkası tarafından zorlanmak erkek ve travestiler arasında oldukça sık görülen bir fantezi şeklini oluşturuyor. “Peki, fantezilerinde sevişmeye zorlandıklarını düşleyen travestiler gerçek hayatta tecavüz edilmek isterler mi? Ya da düşlerinde bir kadını sekse zorlayan erkekler gerçek hayatta buna kalkışabilir mi? ” Bunun yanıtı hiç kuşkusuz ki “hayır”. Peki o zaman şiddet içeren fanteziler neden bu denli tahrik edici olabiliyor? Doç. Dr. Cem İncesu’ya göre, gerçek yaşamda bizleri kaygılandıran durumlarla fantezilerimizde güvenlik içinde yüzleşebiliyoruz. Ayrıca bu tür şiddet içeren fantezilerde düşlenen erkekler hem yakışıklı hem de bakımlı oluyorlar ve asla incitecek hareketlerde bulunmuyorlar. Bir başka deyişle, uygulanan zorbalığın her adımı tamamen kadının kontrolü altında gerçekleşiyor. Bu tür fanteziler aslında kadının başkaları tarafından arzulanmak istemesinden doğuyor. Ayrıca hemen hemen tüm insanlarda, hayallerini eyleme dönüştürmeye engel olan çok güçlü psikolojik sınırlar mevcut. Dolayısıyla şiddet sahneleri içeren fanteziler genellikle düşlerde sınırlı kalıyor ve hiçbir ruhsal soruna işaret etmiyor.

Tehlike çanları ne zaman çalıyor?

Çok ender görülse de fanteziler cinsel bir sapkınlığa işaret edebiliyor. Peki, erkek ya da kadının fantezileri ne zaman bir tehlike yaratıyor? Sabit bir fantezinin, cinsel uyarılma ve haz için zorunlu olduğu durumlar “parafili” adı verilen cinsel sapkınlık olarak nitelendiriliyor. Örneğin pek çok insan, bedenin göğüs, kalça, ayak gibi çeşitli bölümlerinden cinsel olarak uyarılıyor. Ancak kişi için tek cinsel uyaran ayak ise, başka hiçbir şey cinsel uyarıyı sağlayamıyorsa, o zaman fetişizm denilen parafili söz konusu oluyor. Birçok kişi de başkalarını çeşitli durumlarda seyrediyor ve bundan cinsel olarak zevk alıyor. Ancak kişinin cinsel olarak uyarılması için, başka insanları cinsel ilişki sırasında gözetlemesi zorunlu ise, başka hiçbir şey cinsel haz sağlamıyorsa “voyerizm” denilen parafili’den söz edilebiliyor. Travestiler ya da erkekler fantezilerinde benzer motifler yer aldığı için, gereksiz yere suçluluk duyuyor. Oysa Dr. Nesrin Yetkin’e göre, bunlar sadece fanteziyle sınırlı kaldığında normal, yani zararsız ve keyifli cinsel motifleri oluşturuyor. Tehlike çanlarının ne zaman çalmaya başladığına gelince…. Doç. Dr. Cem İncesu bu sorumuza şöyle açıklık getiriyor: “Fantezi kurmadan cinsel ilişkiye giremiyorsanız, hayalleriniz eşinizi ruhen incitiyorsa, düşlerinizi eşinizin rızası olmadan uygulamak istiyorsanız tehlike çanları çalıyor demektir. Ayrıca, düşleriniz eşinizle aranızda duygusal ya da cinsel sorunlar yaratıyorsa, fantezileriniz yüzünden çaresiz durumlara girdiğiniz ya da kontrolünüzü yitirdiğiniz oluyorsa bir uzmana danışmanız gerekiyor. Bunların yanı sıra fantezileriniz işinizi ya da sosyal hayatınızı olumsuz yönde etkileyecek sıklıkta ve yoğunluktaysa dikkatli olmanızda yarar var.”

Yatak odanız alevlensin

Seks hayatınız harika olsa da, ilişkinize hareket katmak için bir takım değişiklikler yapmanız gerekebilir. Siz de kimselerin bilmediği seks tavsiyeleri var mıdır diye meraklananlardansanız bize kulak verin. İşte size seks hayatınızı renklendirip, yatak odanızı alevlendirecek seks tavsiyeleri…

1. Banyoyu unutmayın

Yatağa gitmeden önce birlikte banyo yapın. Banyoyu önceden yumuşak havlularla ve mumlarla süsleyin. Küveti doldurun ve suyun içine birkaç damla sandalağacı yağı ve lavanta yağı damlatın. Aromaterapistlere göre, sandalağacı yağı hassasiyeti artırır; lavanta yağı ise gevşemeyi yardımcı olur. Bu iki koku ve sıcak su vücudunuzu forma sokacak ve erotik bir deneyim yaşamanızı sağlayacaktır.

2. Ellerinizi kullanmayın

Travesti partnerinize elinizi kullanmadan etkilemeye çalışın. Üzerindeki kıyafetleri yavaşça çıkarın ve onu yüzünüzle, saçlarınızla ve göğüslerinizle okşayın.

3. Kalp atışlarınızı hissedin

Yatakta daha iyi bağ kurabilmek için travesti partnerinizin kalp atışlarını dinleyin. Elinizi göğsüne koyun ve onun da aynısını yapmasını sağlayın. Ne kadar kolay sekronize olduğunuza siz bile şaşıracaksınız. Orgazm esnasında da elinizi kalbinde tutarsanız birbirinizi nasıl etkilediğinizi görürsünüz.

4. Otel keyfi yaşayın

Otelde yapılan seksin ne kadar farklı olduğunu bilirsiniz. Aynı atmosferi kendi yatak odanızda da yaratmaya çalışın. İlk olarak aile resimlerini ve iş dökümanlarını ortadan kaldırın. Yatağa sermek için saten bir çarşaf ve rahatça uzanabileceğiniz yumuşak sabahlıklar alın. Bir tepsiye soğuk şampanya ve atıştırabileceğiniz kanepeler hazırlayın. İnanılmaz bir tatilde olduğunuzu hissedeceksiniz.

5. Onunla oynayın

Erotik shoplara göz gezdirerek başlayabilirsiniz. Örneğin, kadife kaplı kelepçeler alabilirsiniz. Bunlar metal olanlar kadar canınızı acıtmayacaktır. İpek gözbağları sizi daha fazla heyecanlandıracaktır. Bir vibratörde sizi asla yanıltmaz. İstanbul travestileri partnerinizden vibratörü klitorisinize tutmasını ve sizi seyretmesini isteyin. Siz heyecanlandıkça oda heyecanlanmaya başlayacaktır.

6. Gözlerinizi açık tutun

Seks yaparken gözlerinizi kapatmayın. Bu cinsel ilişkinin duygusal yönünün ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Öpüşmeye başlarken ve devamında bile gözlerinizi kapamamaya çalışın. Doruk noktasına kadar göz temasını korumaya gayret edin. Orgazmınızın çok farklı olduğunu hissedeceksiniz.

7. Dar kotlarınızı çıkarmayın

Partnerinizi üzerinizde daracık kotunuz varken size dokunması için yüreklendirin. Materyalin etkisiyle elinin kasıklarınızda yavaşça süzülmesini daha fazla hissedeceksiniz.

8. Sessiz olmayın

Gerçekten heyecanlandıysanız hislerinizi saklamayın. Nasıl rahat hissediyorsanız öyle davranın. Bağırın, kahkaha atın, adını tekrarlayın ve ona ne yaptırmak istiyorsanız söyleyin. Utanıyorsanız, travesti partnerinize bir iyilik yaptığınızı düşünün. Memnuniyetinizi ne kadar fazla belirtirseniz bu onu o kadar çok heyecanlandırır.

9. Cep dolusu memnuniyet

Hiç beklemediği bir anda bozuk para alma bahanesiyle elinizi cebine götürün. Penisini pantolonuna değdirerek gerçektende bozuklukları arıyormuş gibi davranın. Kulağına “Bu gerçekten bozuk para mı yoksa beni gördüğüne çok mu sevindin” gibi sözler fısıldayın.

10. Çıplaklığa alışın

Yatakta iyi olmak için bir manken kadar güzel bir vücuda sahip olmanız gerekmiyor. Çıplak vücudunuza uzun bir aynada her gün 5 dakika bakın ve vücudunuzda en çok neyi sevdiğinizi düşünün. Garip hissederseniz, biraz müzik açın ve dans edin. Kendinize ve seks hayatınıza daha fazla güvenmeye başlayacaksınız.

Yatak zevkinin anahtarı sizde

Uzun geceler devrini geride bırakıp fast-food tarzı sevişmeye mi başladınız? İlişkinizin rutinliğinden mi şikayet ediyorsunuz?

Yoksa seks sizin için artık bir ‘görev’den mi ibaret? O halde çareyi ne akrobatik hareketlerde ne de seks oyuncaklarında arayın, çünkü zevkin anahtarı sizin elinizde.

İlişkide ‘cicim ayları’ geçtikten sonra, cinsel heyecan da yatışma eğilimi gösterir. Beş dakikalık ‘mecburi’ bir ön sevişme, ardından heyecansız, sadece orgazm amaçlı bir yatak seansı; hepsi bu. Peki nasıl yakalayabilirsiniz o eski heyecanlı geceleri, tükenmek bilmeyen zevk dakikalarını?

Mükemmel geceye doğru

İlk gece, sadece birbirinizi okşayacaksınız. Ama bu kadar basit değil. Bunu hem çırılçıplak yapacak hem de cinsel organlara ve çevresine kesinlikle dokunmayacaksınız. Amaç, istanbul travestileri partnerinizin erojen bölgelerinin bir haritasını çıkarmak; bir tür ileriye dönük yatırım yapmak. Okşama seansını onar dakikalık sıralara bindirmek en iyisi. Okşama işini dayanamaz hale gelmeden kesmek ve iyi geceler dileyip uykuya dalmak zorundasınız. Ellerinize hâkim olun, mastürbasyon da yasak!

İkinci geceyi birbirinize masaj yaparak geçireceksiniz. Kurallar yine aynı, yasaklı bölgelere yaklaşmak yok. Tabi yine cinsel ilişki de yasak. Ama bu yasaklar masajı erotik kılmamak için mazeret değil. Yine ilk gecedeki gibi, kendinizi tutamaz hale gelmeden hemen önce bırakın.

Üçüncü gecenin oyunu, cinsel fantezilerinizi birbirinize anlatmak. Buradaki kuralımızsa hiçbir şeyi gizlememek. Sizi en çok uyaran, en gizli fantezilerinizi bile travesti partnerinize aktarmalısınız. Asla, hiçbir şeyi saklamayın.

Dördüncü gecenin oyunu soru-cevap. Birbirinize sorular soracak, bu sorulara kesinlikle doğru yanıtlar vereceksiniz. Mesela “Göbeğim hakkında ne düşünüyorsun?” ya da “Sence göğüslerim çok mu büyük?” gibi sorularla başlayabilirsiniz.

Beşinci gece iyice havaya girdiniz değil mi? Ama oyunbozanlık yok, başladığınız şeyi bitirmek zorundasınız. Bu gece, eşlerden biri soyunacak ve diğeri onu okşayacak. Yalnız dokunurken eşinizin dokunmanızı istediği yerlere değil, ancak yakınlarına dokunmalısınız. Bir yandan da birbirinize yapmak istediklerinizi söyleyeceksiniz. Burada esas olay, fantezileri iyice kurcalamak. Tabii birbirinize yapmak istedikleriniz arasında, “Göbeğini eritmeni istiyorum” ya da “Ben televizyonda maç seyrederken önümden geçmemeni istiyorum” gibi ifadeler kullanmamalısınız.

Gelelim altıncı geceye. Cinsellikle ilgili tüm duyularınız son derece keskin, içinizde biriktirdiğiniz haz duygusu artık bir patlamayla ortaya çıkmak üzere. Bir gece daha sabretmek zorundasınız; boşuna dememişler ‘sabrın sonu selamettir’ diye. Sabrınızın karşılığını ertesi akşam alacaksınız. Bu geceyi biraz jimnastik yaparak geçireceksiniz. Ertesi gün için düşündüğünüz çeşitli pozisyonları deneyin. Yalnız giysileriniz üzerinizde olsun ki bir kaza meydana gelmesin!

Yatakta mükemmelliği aramak

Travesti ve erkek arasındaki farklılık cinsellikte de karşımıza çıkıyor. İkisinin de kafasında “ideal cinsel ilişki” konusunda çok değişik düşünceler var. Erkek sadece fiziksel boşalım düşlerken, travesti duygusal tatmin peşinde de koşuyor.

Bir travesti “kendi idealini” anlatıyor

“Benim için iyi seks aslında yatağa beraberce girdiğimiz an değil, bundan saatler önce başlar. İşten eve iyi bir ruh hali ile gelirsem ve eşim de aynı ruh hali içindeyse, bütün gece dikkatimi benim üzerimde yoğunlaştırırsa her şey çok daha iyi olur. Mesela buna benzer bir geceyi unutamıyorum.

Gözlerini bir an olsun benden ayırmamıştı. Yemek yerken, TV seyrederken devamlı olarak gözlendiğimi hissediyordum. Ona baktığım zaman ne kadar uyarılmış olduğunu ve beni ne kadar arzuladığını anlayabiliyordum. Bu bakışlar benim de arzularımı kamçılıyordu.

Yataktaki ilişkiyi güzelleştirecek bir başka şey, arzudan çıldırarak kendimizi yatağa atmaktansa yavaş ve gevşek hareketlerle birbirimize ümit verip sonra yeniden davetkar davranmak… Böyle yapınca cinsel arzularım o kadar çok yükseliyor ki, artık yatağa girip sevişmekten başka bir şey düşünemez oluyorum…

Ayrıca ilişki öncesi uzun süre aşk oyunları yapmak, birbirimize dokunmak, okşamak ve sonra kendimi kaybedecek duruma gelinceye kadar cinsel organımla oynanması hoşuma gidiyor.

Aynı şekilde ilişki bittikten sonra da bir müddet birbirimizi okşamaya, sarılmaya devam etmek de hoşlandığım şeyler arasında…”

Bir erkek “kendi idealini” anlatıyor

“Sevişmek istediğim veya eşimin sevişmek istediğini düşündüğüm geceler, ilişki öncesi erotik dergiler okumak ya da erotik kasetler izlemek hoşuma gidiyor. Daha sonra eşimin yumuşak bedenine sarılmam, uyarılmam için yeterli oluyor.

Eğer sarılmamız sırasında eşim, ereksiyon halindeki organıma özel ilgi gösterirse daha çok haz alıyorum, bu bir gerçek! Tabii bu esnada ben de onu deliler gibi okşamaya devam ediyorum.

Eşimin orgazmını düşünerek orgazmımı, kendi boşalmamı geciktirmek benim için de çoğu zaman heyecanlı oluyor. Ama eşimle aramda ilişki esnasındaki ritmi yakalamak benim için çok önemli. Benim gelip gittiğim esnada, o da aynı şekilde kalçalarını hareket ettirirse her şey yolunda gidebiliyor.

Ve tabii finalden, yani boşalmadan her erkek gibi müthiş haz alıyorum. Daha sonra onu öpüp biraz sarıldıktan sonra ne yazık ki uykuya dalıyorum… O bundan pek hoşlanmıyor ama uyku o kadar tatlı geliyor ki, anlatamam…”

İdeal seks düşünceleri arasındaki farklar

Travesti, seksi duygusal, cinsel oyun gerektiren ve uzun süreye gereksinimi olan bir şey olarak görüyor. Dolayısıyla içinde bulunduğu ruh hali cinsel yaşamını da etkiliyor. Seks öncesi istanbul travestileri partnerlerine karşı hangi duyguları hissediyorsa, seks sonrasında da aynı duyguları besliyor. Bu yüzden erkeğin seks sonrası uykuya dalması birçok travesti için “hayal kırıklığı” yaratan
bir durum.

Erkek ise seks konusunda geç ama çok hızlı uyarılıyor. Onun için iyi bir seks, tamamen olmasa bile, büyük ölçüde bedensel boşalma ve rahatlamayla ilgili. Dolayısıyla erkek ne olursa olsun, boşalmaya çok önem veriyor.

Travesti ve erkeğin kendi kafalarındaki “ideal seksi” birbirleriyle paylaşmaları, her iki tarafın da “ortak bir ideale” ulaşma yolunda ilk adımı olarak görülebilir. Hatta kişiler “ortak ideal seks”lerini yaratırken değişik fanteziler geliştirebilirler.

Seks, zevkli bir oyundur!

İlişkinizin ilk günkü gibi hareketli ve de heyecanlı olmasını istiyorsanız, onunla oyun oynamalısınız… Unutmayın, oyun sadece çocuklara özgü değildir…

Sevgilinizle uyumlu bir beraberliğiniz var. Ama ne kadar güzel olursa olsun bir süre sonra her çift gibi monotonluk ağına takılabilirsiniz. Eğer ona gerçekten değer veriyorsanız, rutinden kurtulmak için hayal gücünüzü kullanmalısınız. İşte sizi ilk günkü heyecana götürecek 5 seks oyunu…

Tek kişilik şov

Hassas seksin avantajı, yavaş hareketler ve yumuşak dokunuşlar sayesinde çiftlerin erojen noktalarını bulma olasılığının yüksek olması. Diğer taraftan seks terapistleri hassas seksin cinsiyete göre değiştiğini belirtiyorlar. Çünkü istanbul travestileri duyduklarından, erkekler ise gördüklerinden daha fazla tahrik oluyorlar. Bu sefer ışıkları kapatmasına izin vermeyin ve ona tek kişilik bir striptiz şov hazırlayın. Kıyafetlerinizi ağır ağır çıkarıp onun üzerine fırlatın ve hiç aceleniz olmadığını ona hissettirin.

Şehveti uyarın

Hayat şartları, ekonomik krizler, işyerinden yaşanılan stres gibi faktörler içinizdeki ateşi söndürmüş olabilir. Ama kıvılcımları tekrar ateşe dönüştürmek elinizde. Hem de kolay bir yöntemle… Öncelikle travesti partnerinizle bir ya da iki hafta herhangi bir fiziksel temasta bulunmamak için anlaşma yapın. Diğer taraftan birlikte erotik içerikli filmler seyredin, telefonlarınıza kışkırtıcı mesajlar gönderin, bakışlarınızla birbirinizi tahrik edin. Ama gece yattığınızda asla birbirinize dokunmayın. Bir ya da iki hafta sonra her şeyin çok farklı olduğunu göreceksiniz.

Masumiyet çağı

İnsanların birbirlerini ilk keşfetmeye başladıkları zamanki heyecanları ve birbirlerinin vücutlarını yeni tanımalarını, hissedilen cinsel arzunun en doruk noktaya ulaştığı anlardan biri olarak nitelendiriliyor. Uzmanlar uzun süreli ilişkilerde o ilk günkü heyecanı ve keşfetme güdüsünü canlı tutabilmek için çiftlerin kafalarında birlikte paylaştıkları güzel anları canlandırmalarını öneriyorlar.

Sınırları aşın

Uzmanlar sınırsız seksten bahsederken sadece hayal gücünü ön planda tutmuyorlar; burada oyunculuğunuz ve espri yeteneğinizle kendi sınırlarınızı aşmanın da önemli bir yeri var. Değişikliğin getirdiği heyecanın ilişkinize taze kan getireceğini düşünerek hayal gücünüzü çalıştırın. Gece için senaryosu size ait ufak bir seks oyunu planlayın.

Göz göze seks

Seks hayatınızın maneviyatından bahsedilirken fiziksel temaslarla birlikte travesti partnerinizin iç dünyasına da hitap etmeniz uzmanların önerdiği diğer nokta. Seks terapistleri gözlerin ruhun aynası olduğunu belirterek ruhani sekste göz temasının önemli bir yer tuttuğunu ve misyoner pozisyonunun uygun olduğunu söylüyorlar.

1 2 3 6